Vücudunuzun hiç bilmediğiniz mucizeleri - 1

1- Bilimsel olarak da ağlamanın insandaki stres seviyesini azalttığı ve sinir ve keder gibi duyguların azaldığı gözlemlenmiştir.

2- Bazı kadınlar pek çok insana göre dünyayı daha renkli görürler. Pek çok insanda üç tip renk alıcısı varken, bazı kadınlarda bu sayı 4 ila 5 olabiliyor.

3- İnsan beyni tüm vücuda yayılan oksijenin yüzde 20'sini tek başına kullanır.

4- her birimizin bedeninle 0.2 miligram altın bulunuyor; ama maalesef o da kanımızın içinde... Elle tutulur bir altına ulaşmak için 40 bin insanın kanından bu miktardaki altını toplamak gerekiyor!

5- Duymak, dokunmak, koklamak, tatmak ve görmek dışında insan 15 farklı duyuya daha sahiptir. Acı, sıcaklık, susamak ve tokluk bunlardan sadece bir kaçı...

6- Beynimizdeki nöronların birbiriyle olan bağlantı yapısı evrenin yapısıyla benzerdir. Diğer bir deyişle beynimiz evrenden sonra tasarlanmıştır da denilebilir!

7- Vücudunuz her saniye 25 milyon yeni hücre üretiyor.

8- İnsanların DNA'sının yarısı muzunkiyle aynıdır.

9- Sabah uyandığınızda, gece yatarkenki halinize kıyasla 1 cm daha uzun olursunuz. Bunun sebebi omurganızdaki kıkırdağın gün boyunca yavaşça sıkışmasıdır.

10- Erkekler her gün 10 milyon civarında sperm üretirler. (Bu miktar tüm gezegeni 6 ayda yeniden insanla doldurmaya yeterli ölçüdedir).

11- Bir şeyin tadını alabilmek için, o şeyin tükürüğünüzde çözünmesi gerekmektedir. (Dilinizi kurutup bir yiyecekten tat almayı deneyin).

12- Deriniz, en büyük organınızdır. Yetişkin bir erkeğin derisi esnetilirse 1.8 metrekare alan kaplar.

13- Aralarındaki ağırlık farkına bakılmaksızın karşılaştırıldığında beton, insan kemiğine kıyasla 4 kat daha kırılgandır.

14- İnsanlar son derece görseldir; etrafınızdan edindiğiniz bilgilerin yüzde 90'ı gördüklerinizden gelir.

15- Her bir insan vücudunda yarım milyon ter bezi bulunur ve bunlar her gün yarım litre ter salgılarlar.

16- Mideniz neden kendini sindiremez? Bunun sebebi mide hücrelerinin yapımının imhasından daha kısa sürmesidir.

17- Her bir insanın kendine özgü kokusu vardır. (Sadece ikizler aynı kokuya sahip olabilirler.)
Devamını oku ...

Yıldızlar neden parıldar?

parlayan yıldızlar
Yıldızların parıldamasına Dünya'nın atmosferi yol açar. Sözgelimi atmosferi olmayan Ay'da olsaydınız, yıldızlara baktığınızda parıldamayacaklardı.

Yıldızlar o kadar uzaktırlar ki birer nokta kaynak olarak görünürler. Atmosferde yaşanan hava akımları atmosferin yoğunluğunun düzensiz bir biçimde değişmesine neden olur. Sonuç olarak da bir yıldızdan gelen ışık ışınları atmosferden geçerken rasgele sapmalara (kırınımlara) uğrarlar. Yoğunlukta görülen bu düzensiz değişimler zaman içinde, bir yıldızın görünen konumunda hızlı değişikliklere yol açacak kadar çok yaşanır.

Ama yıldızın konumunda hissedilir hızlı oynamalara yani parıldama etkisi olarak adlandırılan duruma neyin yol açtığı tam olarak anlaşılabilmiş değildir.

Burada işin içine bizim anlaşılması güç görsel algı mekanizmamızın ince ayrıntıları giriyor olabilir.

Son olarak da tarihi bir açıklamaya göz atalım: Newton, Opticks (Optik) adlı kitabında (4. baskı, s. 110) yıldızların neden parıldıyor gibi göründüklerinden kısaca bahsediyor. O şöyle bir açıklama yapmış "Yıldızlarla aramızda bulunan hava sürekli bir titreme halindedir; bunu yüksek kulelerden yayılan ışığın titrek görüntüsü ve sabit bir yıldızın parıldaması gibi durumlarda fark edebilirsiniz."
Devamını oku ...

Yeşil perde teknigi nedir?

Yeşil Perde tekniği sinema ve reklam filmlerinde kullanılan en son teknolojilerdendir. Yeşil veya mavi perde önünde çekilen video arka plan değiştirilerek istenilen yere montajlanabilir. Mavi perde ise yeşil perde ile aynı görevi görmesine rağmen günümüzde kullanımı giderek azalmaktadır. Perde renginin yeşil olmasının sebebi ise yeşilin en düşük ton olması, ışığı en iyi şekilde emmesi ve insan tenine zıt bir renk olmasından kaynaklanmaktadır. Bunun yerine plastik bir obje konulsa aynı görevi görmez. Bu yöntemin en basit filmlerde veya reklâmlarda bile kullanıldığını görmekteyiz.
Devamını oku ...

Dalgıçlar neden suyun dibine inerken azotu azaltırlar?

Azot (nitrojen) gazı, soluduğumuz havanın içinde yaklaşık % 78 oranında bulunuyor. Vücudumuza fizyolojik olarak doğrudan bir etkisi yok. Yalnızca havayı seyreltici ve taşıyıcı bir etkisi var. Normal basınç altında solunan azot gazının herhangi bir zararı yok. Ancak, basıncın arttığı durumlarda (suyun altında) solunan azot gazı bazı sorunlara yol açabilir. Basınçta bilindiği gibi suyun altına indikçe artar (her 10 metrede 1 atmosfer).

Dalış sırasında dolaşım ve solunum sistemlerindeki azot miktarı artar. Dolayısıyla dokulara giren azot miktarı da artar. Bunun sonucunda vurgun, azot sarhoşluğu gibi etkisi hemen ortaya çıkan hastalıklar yanında, etkisi uzun yıllar içinde çıkan disbarik osteonekroz (kemik erimesi) hastalıkları da görülebilir. Dalgıçlar ve bilimadamları bu durumu önlemek için çeşitli sistemler geliştirmişler. Karışım gaz dalışları ya da zenginleştirilmiş hava dalışları olarak bilinen bu sistemlerde azot gazının ya miktarını azaltmışlar ya da tamamen ortadan kaldırmışlar. Örneğin nitrox (nitrojen ve oksijenin birleşimi) sistemi. Bu sistemde amaç, nitrojen ve oksijen yüzdelerini değiştirip daha fazla suyun altında kalabilmek. Bu biçimde dalıcı, daha az miktarda azot soluyacağından, azotun yan etkilerine (vurgun derinlik sarhoşluğu) maruz kalınması önlenecek. Nitrox karışımlarında genel olarak iki karışım yüzdesi kullanılır: % 32 oksijen, % 68 nitrojen ve % 36 oksijen, % 64 nitrojen oksijen. Nitrox karışımları yalnızca sportif dalışlarda (en fazla 30 m derinlik) kullanılır. Bunun yanında daha derin yerler için trimix (Helyum+Azot+Oksijen) ya da heliox (Helyum+Oksijen) gibi karışımlara gereksinim vardır. Sanayi, askeri dalışlarda ya da bilimsel araştırma (mağara, derin deniz) dalışlarında kullanılır. Karışım gaz dalışları yapabilmek için öncelikle karışım gaz dalışı eğitimi almanız gerekir.
Devamını oku ...

Bocce sporu nedir ve nasıl yapılır?

Bu sporun kökeninin Anadolu'ya dayandığı ve MÖ 5000 yıllarında oynandığı biliniyor. İlk çıktığı yıllarda cilalanmış kaya parçalarıyla oynanan oyun, günümüzde tamamen yuvarlak ve sentetik malzemelerden yapılmış toplarla oynanıyor. Bugünkü şekliyle ilk kez Romalılar tarafından oynanmış ve "bocce"adını da Romalılardan almış. En eski spor dallarından birisi olarak kabul ediliyor.

Türkiye bocce ile 1991 yılında tanışmış, 2005 yılında "Bocce, Bowling ve Dart Federasyonu"nun kurulmasıyla bilinen spor kimliğine kavuşmuş.

Oyundaki amaç, attığınız / yuvarladığınız toplarınızın hedef topa yakın olmasını sağlamak. Rakip toplarından hedef topa daha yakın olarak atılan her top için bir puan alınıyor, 15 puan alan oyuncu oyunu (maçı) kazanıyor. Eğer rakibin topu hedef topa daha yakınsa ve sizin yuvarlamanız olanaksızsa hedef topu ya da rakip topu vurmak için de atış yapılabilmekte.
Devamını oku ...

Blog hakkında

Sevgili çocuklar bu blog ödev sitesi degildir, amacı sadece merak edilen ama çogu kez cevabı bilinmeyen kimi bilgilerin derlemesidir, o nedenle aradıgınız bilgileri detayları ile bulmanız her zaman münkün degildir, bilgiyi sadece ödev amacı ile degil kendinizi geliştirmeniz açısından bir amaç olarak görün ve bu düşünceyle hareket edin. Hepinize iyi okumalar...

Okur takip

ziyaretçi

Son yorumlar